www.gumuslukcevredernegi.org Site yapım & yönetim:Gümüş Çevre Derneği-Gümüşlük Bodrum Tel:0252.394 44 97 iletişim:webmaster
Derneğimizin
Eş Başkanı Nihat Çavdar,
19 yıl önce meydana gelen ve dünyanın en büyük çevre felaketlerinden biri
olarak bakılan Çernobil Faciası’nın yıl dönümü nedeni ile bir basın açıklaması
yayınladı.
Nükleer
risklere karşı yetkilileri uyaran Çavdar, Çernobil’den ders alınması gerektiğini
vurguladı.
Çavdar’ın açıklaması
şöyle:
19 yıl önce dünya en büyük çevre felaketlerinden biri olan Çernobil nükleer
kazasına tanıklık etti. 26 Nisan1986’da meydana gelen kaza, Sovyet yetkililerin
gizlemesine karşın, iki gün sonra İsveç tarafından dünya kamuoyuna duyurulmuştu.
Kısa zamanda tüm dünyaya dağılan radyoaktif bulutlar, Türkiye’ye de ulaşmakta
gecikmedi. 2 Mayıs tarihinde Trakya bölgesini etkileyen bulutlar Edirne çevresinde
yağan yağmurlarla, başta sınır bölgelerindeki köylerde ciddi kirliliğe yol
açmıştır. 5 gün sonra ise, Karadeniz bölgesi bulutlarla tanışmış ve yine şiddetli
yağmurlarla başta çay ve fındık bahçeleri kirlenmiştir. Yetkililerin önlem
almak, halkı uyarmak yerine; geçiştirmek ve örtbas etmek için çabalaması,
felaketin etkilerini daha da artırdı.
ODTÜ Kimya Bölümü’nden İnci Gökmen, M. Algül, A. Gülemen tarafından hazırlanan
"Türkiye'nin Karadeniz kıyılarında Çernobil Radyoaktivitesi" raporu, bunları
doğrulamaktadır. Rapor, yüzey toprağındaki radyoaktif Sezyum (Cs-137) aktivitesi
açısından 7 ayrı yerde karşılaştırılan 1994 değerlerini, TAEK'in 1986'da verdiği
değerlerden yüksek bulmuştu. Doğu Karadeniz’deki toplam 21 toprak örneğinde
ortalama Cs-137 aktivitesi 576 Bekarel/kg iken diğer bölgeler ortalaması 33
Bq/kg. olarak belirlenmişti. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ve yetkililer,
gerçekleri açıklamak yerine Türkiye üzerindeki etkileri gizlemeye ya da olduğundan
daha azmış gibi göstermeye çalıştılar. Bağımsız araştırmalar engellendi, bugün
Karadeniz’de artan kanser vakalarını açıklayabilecek raporlama yöntemleri
hayata geçirilmedi.
Tüm bunların arkasında, 35 yıldır Türkiye’ye pazarlanmaya çalışan nükleer santrallerin olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Kendisine pazar bulmakta zorlanan nükleer lobi, aradan geçen onca yıldan sonra kendine yine Türkiye’yi hedef seçmiştir.
Çernobil kazası, tüm dünyaya nükleer enerjinin getirdiği risklerin bir uçak kazasıyla kıyaslanamayacağını gösterdi. Ukrayna hükümeti 1991 yılında “Çernobil felaketine bağlı sakat kalmış” 2000 kişi kaydetmişken bu rakam, 1 Ocak 2003 itibariyle 100 bini buldu. Üstelik bu felaketin etkileri zaman geçtikçe azalmıyor bile: 7 milyon 100 bin kişinin gelecekte ciddi sağlık sorunları yaşaması bekleniyor.
Geçen her günün,
rüzgar, güneş, jeotermal ve biyokütle gibi temiz enerji kaynakları ve enerji
verimliliğini daha da önemli kıldığı günümüzde, nükleer santral hayalları
kurmak ve bu uğurda para harcamak bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüklerden
birisidir.
Nükleer teknoloji
çöp teknolojidir.
Ne ülkemizde ne de Dünyanın her hangi bir yerinde nükleer santral kurulmamalıdır.
Yetkilileri Çernobil kazasından ders almaya ve nükleer santral hayallerinden
vazgeçmeye çağırıyoruz. Türkiye Nükleer Karşıtı Platform katılımcısı olarak
buna izin vermeyeceğiz.