
www.gumuslukcevredernegi.org Site yapım & yönetim:Gümüş Çevre Derneği-Gümüşlük Bodrum Tel:0252.394 44 97 iletişim:webmaster
Derneğimiz, Gümüşlük sahil kenarındaki belediye zabıta bürosunun bulunduğu alanda 60 yıl önce bugün Hiroşima’ya atılan atom bombasını kınamak ve bir bildiri okumak amacıyla bir araya geldi. Öte yandan “Nükleer Karşıtı Platform”un Türkiye genelinde başlattığı kampanya ile birlikte bir imza kampanyası da başlatarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a yönelik “Kafalarınızdaki Nükleer Başlıkları Çıkarın” adı altında bir bildiri okudu.
Derneğimiz okuduğu bildiride şu cümlelere yer verdi.“Nükleer Karşıtı Platform katılımcıları olarak, Nükleer felaketlere zemin hazırlayacak, nükleer atık özürlü, pahalı ve tehlikeli nükleer reaktörleri de, ABD ya da kime ait olursa olsun, bir insanlık suçu olan atom bombalarını da görmek istemiyoruz. Yakın geçmişimiz de göstermiştir ki, hem Nükleer Silahlar, hem de nükleer santraller milyonlarca insanın ölümüne ve onarılması çok zor çevre tahribatına neden olmaktadır. Bölgemizi büyük bir felakete sürükleyecek nükleer maceraya girilmemesini, insana ve doğaya dost enerji seçeneklerinin derhal hayata geçirilmesini ve ülkemizin tüm nükleer silah depolarından arındırılarak “Nükleersiz Bölge” ilan edilmesini talep ediyoruz”.
Bildiriyle birlikte
imza kampanyası başlatan üyelerimiz “ülkemizin tüm nükleer silah depolarından
arındırılarak “Nükleersiz Bölge” ilan edilmesini talep ediyoruz” dediler.
Başlatılan imza kampayasına Gümüşlüklülerden hemen destek geldi. İlk etapta
150 imza topladıklarını belirten Dernek Eş Başkanı Nihat Çavdar, bu sayının
ilerleyen günlerde katlanarak artacağını dile getirdi. Türkiye genelinde başlatılan
Nükleer Karşıtı Platform’un organize ettiği imza kampanyasının Bodrum ayağını
yürüten Gümüş Çevre Derneği tüm Bodrumluluları imza atmaya davet ederken,
Eş Başkan Çavdar, “Hükümetimiz 2012 – 2017 yılları arasında 3 adet Nükleer
Santral kurmayı hedefliyor. Yenilenebilir Enerji kaynakları varken ve tüm
dünya nükleerden vaz geçme sürecinde planlar yaparken, biz Batı’nın eski teknolojileri
ile Nükleer Santral inşaa ediyoruz. Bu kabullenilebilir bir durum değildir.
Amacımız, halkımızı bilinçlendirmek ve toplanılan imzalarla komuoyu oluşturmaktır”
şeklinde beyanat verdi.
Gümüş Çevre Derneği
tarafından Hiroşima’ya atılan atom bombasını kınayan basın bildirisi: “NÜKLEER
SİLAHLARA DA SANTRALLERE DE HAYIR!!!
6 Ağustos 1945’te Hiroşima ve 9 Ağustos 1945’te Nagasaki’ye atılan atom bombası
sonucu yaşamını kaybeden yüzbinlerce kişiyi saygıyla anıyoruz. 60 yıl önce
bugün, Hiroşima’ya 15.000 ton patlayıcı gücüne sahip bir atom bombası atıldı.
Kent, patlama merkezinden başlayarak 2 km’lik bir yarıçap içinde bütünüyle
yok oldu; 2 ile 4 km’lik bir yarıçap içinde kentin %85’i ve 5 km’lik bir yarıçap
içinde de %60’ı yerle bir oldu. Bu saldırıdan üç gün sonra, bu kez Nagasaki’ye
22.000 ton patlayıcı gücüne sahip bir bomba atıldı. Bu bombalar bir yıl içerisinde
210 bin kişinin ölümüne sebep oldu. Beş yıl sonra bombaların etkileri sonucu
ölenlerin sayısı 350 bini bulmuştu. Radyasyon nedeniyle toprağın ve suların
zehirlenmesi sonucunda bölgedeki canlı hayatı yok oldu ve etkileri nesiller
boyu sürdü. Bugün hala bölgede çok sayıda kanser vakası görülüyor. 50 milyon
insanın ölümüyle 35 milyon insanın da sakat kalması ile sonuçlanan 2. Dünya
Savaşı ayıbı içinde, Hiroşima ve Nagasaki ayrı bir trajedidir. Bugün, Hiroşima’da
bombalamanın ardından yeniden inşa edilen park ve bulvarların çoğunun adı
BARIŞ.
Nükleer maddeler, bombaların yanı sıra başka silahların yapımında da kullanılıyor. Vietnam’da ABD tarafından Saruc gazı, Napalm bombaları ve kimyasal silahlar kullanıldı. Kitle imha silahları bulundurduğu gerekçesiyle Irak’a saldıran ABD; körfez, Afganistan ile Irak’ta kimyasal silahlar ve seyreltilmiş uranyum kullandı. İşgal sonucunda Afganistan’da 10 bin; Irak’ta ise bugüne kadar 100 bin sivil öldü. Küresel güvenlik ve bölgesel istikrarı tehlikeye sokan bu tür adımlara karşı hükümeti uyarıyor, var olan nükleer silahların da, derhal Türkiye’den çıkarılmasını ve yok edilmesini istiyoruz. Nükleer gücün zararları sadece bombalarla sınırlı değildir, madalyonun diğer yüzü nükleer santrallerin yarattığı tehlikedir.
NÜKLEER ENERJI
PAHALIDIR!
Dünyada, özellikle gelişmiş ülkelerde pazar bulmakta zorlanan nükleer lobi,
kırk yıldır açılan tüm ihalelerde başarısız olmuşsa da bugün Türkiye’yi hedef
seçmiştir. 2012 yılından itibaren üç nükleer santralin kurulması planlanmaktadır.
Her bir santralın en iyimser kuruluş maliyeti 3- 3,5 milyar dolardır. (Bu,
ülkemizdeki kaçak/kayıp elektik maliyetine eşittir.) Nükleer enerjinin, gaz
santralleri dışındaki tüm diğer elektrik üretim yöntemlerinden pahalı olduğu
hesaplanmıştır. 1968 ve 1990 yılları arasında ABD’de yapılan bir araştırmaya
göre; nükleer enerji ile kwh başına 7.2 sent harcanırken diğer enerji kaynaklarından
elde edilen elektrik enerjisinin maliyeti ortalama 4 sent olmuştur. Nükleer
santraller yüksek kaza riski taşır ve bu kazaların sonuçları korkunçtur! Türkiye
Atom Enerjisi Kurumu’nun verilerine göre, 1944-2001 yıllarında en az bir kişinin
yüksek dozda radyasyona maruz kaldığı 420 kaza meydana gelmiştir. Bu kazaların
altı tanesi nükleerdir ve en bilineni olan Çernobil’de 3 milyon insan hayatını
yitirmiştir. Bu Hiroşima ve Nagasaki’de ölenlerin altı katıdır. Bugün hala
Çernobil’in etkileri bölgede sürmekte, doğal kaynaklara sızan radyoaktif maddeler
canlıların kanser olmalarına ya da ağır genetik zararlar görmelerine yol açmaktadır.
Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan kanser vakalarının kayıtlarının tutulmaması
ise bu konuya karşı hükümetlerin kayıtsız tutumunu açıkça göstermektedir.
Kazanın ardından birçok ülke nükleer güçten vazgeçmiş, İtalya tüm reaktörlerini
kapatmış, Almanya, 2021 yılı itibariyle nükleer güç ünitelerini terk edeceğini
açıklamıştır. Avrupa nükleer güçten uzaklaşırken (Fransa hariç), eski santralleri
bazı ucuz krediler ve pazarlama teknikleriyle gelişmekte olan ülkelere satılacaktır.
Japonya’da son on yılda meydana gelen sekiz kaza ise riskin eski teknoloji
ve insan hatası iddialarıyla açıklanamayacağını göstermektedir. Kullanılan
teknoloji ne olursa olsun, risk hala çok büyüktür.
ENERJİ İÇİN NÜKLEER
SANTRALE MECBUR DEĞİLİZ!
Ülkemiz; coğrafi konumu ve yer altı, yerüstü doğal zenginlikleri ile dünyanın
önde gelen yenilenebilir enerji kaynakları potansiyeline sahiptir. Yenilenebilir
enerji, tüm canlılar için olmazsa olmaz olan atmosferdeki oksijeni yakmadan,
solunan havayı ve çevreyi kirletmeden temiz enerji üretimine olanak sağlar.
Bugün ülkemizde mevcut ekonomik hidrolik kaynaklı enerji potansiyelimizin
% 57’si; rüzgarda ekonomik potansiyelimizin neredeyse tamamı; jeotermal kaynak
potansiyelimizin % 96’sı ve sınırsız enerji kaynağı olan, ülkemizin her bölgesinde
sahip olduğumuz güneş enerjisi potansiyelimizin büyük bir kısmı kullanılamamaktadır.
(verilen rakamların dayanağı yok ve nerdeyse her kaynakta farklı- birimlerde
de sorun var) Bu kaynakların kullanılmasıyla elde edilecek enerji, hem ülkemizin
enerji konusundaki dışa bağımlılığını azaltacak hem de ucuz ve çevreye dost
olacaktır. Sonuç olarak; Nükleer enerji gibi pahalı ve riskli bir enerjiye
ihtiyacımız yok! AKP hükümetinin bu lobilere değil halkın sesine kulak vermesini
ve ülkemizi nükleer maceradan uzak tutmasını istiyoruz. Türkiye’nin nükleerden
arınmış bir bölge olmasını talep ediyoruz. Hiroşima ve Nagasaki kurbanlarını
andığımız bugün, orada yüzbinlerce insanın ölümüne ve canlı hayatın sona ermesine
neden olan savaş ve nükleer gücün artık hayatımızda yeri olmadığını bir kez
daha dile getiriyor, savaş ve nükleerden arınmış bir dünya istiyoruz.
Nükleer
Silahlanmaya Hayır!
Barış Hemen Şimdi!
Nükleer Santrale Hayır!
Nükleer Öldürür!”
Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan bombaların etkisinin sürmesi gibi Çernobil'in etkisi de binlerce kilometre uzağında bile hissedilmektedir.
Nükleer
silahlanma kimin için? Soruyoruz!
Dünyanın bombalara değil, yiyeceğe ihtiyacı var.
Biz çocuklarımızı atom bombalarıyla değil, Barış ve adaletle büyütmek istiyoruz.
Çernobil'i
unutmadık
Nükleer santrallere de HAYIR diyoruz!
Nükleer santral çözüm değil, ölümdür. . .