Çevre
Küresel Isınma Nedir?
Önemli etken, İnsan eli !
Sonuçlar hiç iç açıcı değil Küresel İklim Raporu
İklim değişikliğinin varlıklar üzerinde olası etkisi
Küresel Isınma durdurulabilir mi?
Çözüm; Bilinçli Tüketim
Yenilenebilir Enerji

Küresel Isınmayı geri döndürmek veya durdurmak mümkün değil, ama acilen alınacak önlemlerle hızını kesmek mümkün

İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Türkiye

Küresel sorunların çözümü küresel işbirliğini gerektirmektedir. Küresel ısınmanın muhtemel sonuçlarının, giderek çevre alanındaki en temel sorunu oluşturmaya başlaması karşısında, 1992 yılında rio çevre ve kalkınma konferansı’nda kabul edilen ve 50 ülkenin onaylamasını müteakip 21 mart 1994 tarihinde yürürlüğe giren “iklim değişikliği çerçeve sözleşmesi” teşkil edilmiştir.

Türkiye, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında ve sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, bir yandan kalkınma hedeflerini gerçekleştirirken, diğer yandan iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin azaltılmasına yönelik olarak yürütülen bu küresel ortak eylemde yerini almak için sözleşmeye 24 mayıs 2004 tarihi itibariyle 189. taraf olarak katılmıştır. Bu katılımla, çevre yönetimi ve sürdürülebilir kalkınma politikalarının diğer sektörel kalkınma uygulamalarına entegrasyonunu güçlendirecek bir imkan sağlayacaktır.

Sözleşmenin amacı, atmosferde tehlikeli bir boyuta varan insan kaynaklı sera gazı konsantrasyonunun iklim sistemi üzerindeki olumsuz etkisini önlemek ve belli bir düzeyde tutulmasını sağlamaktır. Bu amaca ulaşmak için gelişmiş ülkeler 2000 yılındaki sera gazı emisyonlarını 1990 yılı seviyesine indirmek ve gelişme yolundaki ülkelere teknolojik ve mali kaynak sağlamakla yükümlüdürler.

Kyoto Protokolü ve Türkiye

İnsan kaynaklı sera gazlarının salımlarının kontrol altına alınması ve azaltılması, iklim değişikliği ile mücadelenin en önemli adımlarını oluşturur. Bu küresel sorunun, uluslararası anlaşmalar olmadan çözülemeyeceği de genel kabul görüyor.

Sera gazı salımını sembolik kısıntılarla azaltmayı hedefleyen, 90’ların sonundan beri geçerli olan Kyoto Protokolü çözüm yönünde atılmış yegâne adım olarak hayatî önem kazanıyor.
Kyoto Protokolü’nde 6 adet sera gazı Karbon dioksit (CO2), Metan (CH4), Diazot monoksit (N2O), Hidroflorokarbonlar (HFCs), Perflorokarbonlar (PFCs), Kükürt heksaflorid (SF6), kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır.

Protokolü imzalamamış az sayıda ülke arasında, ABD ve Avustralya ile yılda %72,6 gibi bir oranla dünyanın karbon gazı üretiminde en fazla artış gösteren ülkesi Türkiye de bulunuyor.

Çevre Bakanı Osman Pepe Türkiye'nin OECD ülkesi olması nedeniyle birtakım sorumlulukları olduğunu, Kyoto'ya bugün imza attığı anda bu sorumlulukların hemen altından kalkamayacağını, üstesinden gelemeyeceğini söylüyor.
Mehdi Eker ise, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde Kyoto Protokolü'nü de 'kaçınılmaz' olarak imzalayacağını belirtiyor.

Önlemler ve Türkiye

Sera gazı üreten ülkeler arasında 13'üncü sırada yeralan ve sera gazı emisyon artış oranında birinciliği kapan Türkiye, kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalınca harekete geçti.
Küresel ısınmayla mücadeleyi gündemine alan hükümet, kuraklığa karşı suyun daha etkin kullanımı ve bilinçlendirme başta olmak üzere bir dizi önlem alarak, eylem planı oluşturup, uygulamaya hazırlanıyor. Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek yaptığı açıklamada Küresel Isınmayla ilgili Çevre, Enerji ve Tarım Bakanlıklarının üçlü bir çalışma yürüttüklerini söylüyor.

Hükümetin alacağı önlemlerin ana hatları şöyle:
* Kamuoyunu duyarlı hale getirmek için küresel ısınmaya karşı önlemler konusunda eğitim çalışmaları ve medyayla işbirliği yapılacak.
* Mera ve çayır alanlarının geliştirilmesi için çalışmalar yürütülecek. Yeşil alanların artırılması ve mevcut yeşil alanların korunması yönünde toplumsal duyarlılık oluşturulacak.
* Rüzgâr enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yaygınlaştırılacak.
* Yeraltı sularının keyfi kullanılması önlenecek.
* Endüstriyel atık suların geri kullanılmasının teşvik edilmesi için yasal, kurumsal ve idari düzenlemeler getirilecek.

Çevre koruma örgütleri, Türkiye’nin küresel ısınmaya karşı alacağı önlemleri içeren, bakanların sunduğu eylem planını gerçekçi bulmuyorlar. Planın Türkiye’nin sera gazı üretimini azaltmasına ve Kyoto Protokolü’nü imzalamasına yönelik olmadığını düşünüyorlar ve iklim değişikliği nedeniyle Türkiye’nin maruz kalacağı ekolojik yıkımın, kuraklık, susuzluk, tarımsal üretimin düşmesi, çölleşme, seller ve diğer felaketlerin etkisini azaltmaya yönelik bir eylem dizisi içermediği şeklinde yorumluyorlar.

Türkiye Yeşilleri: Türkiye, küresel ısınmaya neden olan gazların üretimini azaltmalı, Kyoto Protokolü’nü hemen imzalamalı; sanayi tesislerindeki ve teknolojideki standartları belirleyen yasal düzenlemeler yapılmalı, bütün yeni enerji yatırımları sadece yenilenebilir enerji kaynaklarına ve toplu ulaşım sistemlerine yapılmalı; nükleer enerji projeleri ve tohum yasası iptal edilmeli, verimli tarım arazilerinde ve ormanlık alanlarda sanayi tesisi ve konut alanlarının kurulması önlenmeli; kuraklık, afet yasası kapsamına alınmalıdır.

WWF-Türkiye:
Türkiye’nin su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımın sağlanması için, Entegre Havza Yönetimi yaklaşımının benimsenmesi ve yasal mevzuatın Ulusal Su Yasası ile bu yapıyı destekleyecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekir.

Greenpeace Türkiye
için en önemli öncelik enerji tasarrufu. Nükleer enerji politikası yerine biyokütle enerjisi ile güneş, rüzgâr ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynakları kullanımına geçilmeli.

TEMA:
Türkiye birçok bitki ve meyvenin yabani atalarının anavatanıdır. Bu genler korunarak iklim değişikliğine uygun olanların geliştirilmesi gerekmektedir. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin raporuna göre kuraklık koşullarına uyum sağlamakta çok becerikli olarak nitelenen türlerden biri “Meşe”dir.

 

www.gumuslukcevredernegi.org Site yapım & yönetim:Gümüş Çevre Derneği-Gümüşlük Bodrum Tel:0252.394 44 97 iletişim:webmaster

 

Sayfayı kapat
Sayfayı kapat
Çağımızın felaketi, küresel ısınmaya karşı;
insanoğlu'nun tek çözüm yolu olduğuna inanıyoruz:
"Yaşam anlayışımızı ve tarzımızı değiştirip, bireyler, kurumlar, devletler bazında
gereken önlemleri acilen almaya ve bilinçli tüketim'e yönelmeliyiz."
İlgili Bakanlıklar: Çözüm 'Yenilenebilir Enerjide' dedi.
Biz de;
Isının yükselmesine sebep olan sera gazlarını arttıran; kömür, petrol gibi fosil yakıta dayalı üretim, tüketim ve yatırımlara HAYIR diyor,
güneş, rüzgar ve jeotermal gibi yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarının kullanımını savunuyoruz.